Devletin zirvesinden CNN Türk’e 15 Temmuz mesajları! FETÖ ile mücadelede kararlılık vurgusu

Img

HABER MERKEZİ- AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CNN Türk canlı yayınında 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. FETÖ’nün 15 Temmuz gecesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni hedef almasının tesadüf olmadığını söyleyen Güler, Meclis’in milli iradenin tecelligâhı olması nedeniyle örgütün öncelikli hedeflerinden biri olduğunu ifade etti.

“BOMBANIN HEDEFİ GENEL KURUL’DU”

AK Parti Grup Başkanı Güler’in açıklamaları şöyle; “Üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen 15 Temmuz akşamı başlayan süreç ve devamında Gazi Meclisimiz en önemli hedeflerden biriydi. Çünkü biliyoruz ki FETÖ terör örgütü planlamasında Meclis, milli iradenin tecelligâhı olan bir yer. Gazilik unvanına sahip. Hem Milli Mücadelemizin hem de Kurtuluş Savaşı’mızın adeta karargâhı burası. Burada milletimizi temsil eden, görev yapan milletvekillerine gözdağı verme, onları korkutma, gerekirse burayı bombalayarak yok etme noktasında aslında milletimizi korkutmayı ve milletimizin bu konulardaki kararlı duruşunu engellemeyi hedeflediler. Zaten üç tane bomba atıldı. Bunlardan biri de çok ilginç bir şekilde Genel Kurulumuzun yanındaki bahçeye düştü ve orada büyük bir hasar meydana getirdi. Aslında o bombanın hedefinin Genel Kurul olduğunu görüyoruz. Tabii o gün Genel Kurulda milletvekillerimiz vardı. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün milletvekillerimiz o gün, o saatte, saat 03.00 civarında Genel Kurulda bu hain darbe girişimine karşı kararlı duruşunu ve direneceğini bütün dünyaya açıkça gösterdi. Tabii FETÖ terör örgütünün de bunu cezasız bırakması mümkün değildi. Verilen talimatla birlikte havadaki bir F-16 pilotuna saldırı emri verildi ve büyük bir bomba o gün Genel Kurulda kararlı duruş sergileyen milletvekillerimizin üzerine atıldı. Tabii Rabbimiz korudu. Bomba hemen çok yakınındaki bir alana düştü ve o gün milletvekillerimiz korunmuş oldu.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

“FETÖ BAĞLANTILI YAPILAR SİNSİCE EYLEMLERİNE DEVAM EDİYOR”

10 yıl önceye baktığımızda, daha yakın zamanda da FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gördüğümüz yapıların sinsice eylemlerine devam ettiğini görüyoruz. Gerek internet altyapısını kullanarak haberleşme alanında gerekse karanlık finans ağıyla faaliyetlerini sürdürdüklerini görüyoruz. Operasyonlar bitmiyor. Bizim de uyanık olmamız lazım. Çünkü bu topraklar 1071’de Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferi’yle birlikte ceddimizin bize yurt edindiği, Türk-İslam yurdu olarak emanet ettiği topraklar. Bu topraklar üzerinde birilerinin hesabı hiç bitmedi.

Bakın, 15 Temmuz hain darbe girişiminin olduğu döneme baktığımızda coğrafyamızda çok büyük kırılmaların yaşandığını görüyoruz. Güneyimizde Irak’ın, Suriye’nin hâli ortada. Yine Lübnan’ın, Mısır’ın durumu ortada. Aslında bu ülkeleri yakından takip ettiğimizde bir iç işgal girişimiyle birlikte Türkiye’nin de bu kırılgan yapı içerisinde iç huzurunu ve iç güvenliğini bozmak, kurumlarını felç etmek, adeta bir iç savaşı körükleyerek ülkemizin tüm gücünü ve kararlı duruşunu ortadan kaldırmak istediklerini görüyoruz. Çünkü Türkiye’nin pozisyonu çok kıymetli. Bakın geçen hafta Ankara’da büyük bir NATO toplantısına ev sahipliği yaptık. Türkiye’nin kararı bekleniyor. Görüşü nedir diye merak ediliyor. Dünya barışına ve bölge barışına yönelik Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok öncü roller üstleniyoruz. Katkılar sağlamaya çalışıyoruz. Amacımız sadece Türkiye’nin güvenliği ve iç huzuru değil. Bölgemizin de güvenliği ve iç huzuru. Komşularımızın da güvenli bir şekilde hayat sürmelerini, istikrarlı bir yaşamlarına devam etmelerini istiyoruz. Kargaşadan ve savaştan uzak olmalarını arzu ediyoruz. Elimizden gelen tüm gayreti ve çabayı da sarf ediyoruz. 10 yıl oldu. 10 yıl geride kaldı ve hâlâ FETÖ operasyonları devam ediyor.

“UYANIK OLMAMIZ LAZIM”

Farklı yapılar var. Hem bu yönde tekrar güç kazanacağını düşünen bir kesim var hem de o dönemlerdeki eylemlerin masumane olduğunu düşündüklerini, dikkatli olmadıklarını, kandırıldıklarını söyleyen ve af bekleyen bir kesim de var. Yani burada birçok farklı grubu görüyoruz. Ama dediğim gibi bu tür yapılar uluslararası ve küresel mahiyette büyük güç odaklarının ve istihbarat örgütlerinin kullandığı aparatlardır. Bugün bunun adı FETÖ’dür. Yarın başka bir şey olur. Amaçları belli. Ülkemizin iç huzurunu bozmak, kargaşa çıkarmak, kamu kurumlarını felç etmek ve faaliyetlerini azaltmak. Dolayısıyla Türkiye’nin mevcut gücünü ve kararlı duruşunu zayıflatmak. Amaç bu olduğu için bugün FETÖ’yü kullanan yapılar yarın başka yapıları da harekete geçirebilir. Amaç aynı. Sadece isim değişiyor. Elbette. Uluslararası istihbarat örgütlerinin ülkemiz üzerindeki hesabı bitmiyor. 50 yıl önce de hesapları vardı. 30 yıl önce de vardı. Bugün de var. Önümüzdeki dönemlerde de bu hesaplar bitmeyecek. Dolayısıyla bizim uyanık olmamız lazım. Dikkatli olmamız lazım. Bu tür yapılara fırsat vermememiz lazım. Vatandaşlarımızı da sürekli uyarmamız ve dikkatli olmaya çağırmamız gerekiyor. Hâlâ risk devam ediyor ve adı değişebilir.”

FUAT OKTAY: 15 TEMMUZ GECESİ ‘VUR’ EMRİ VERDİM

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay da CNN Türk ekranlarında 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde yaşananlara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. O gece Çankaya Köşkü’nün güvenliği için “vur emri” verdiğini açıklayan Oktay, FETÖ ile mücadelenin ise aralıksız sürdüğünü belirtti.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay’ın açıklamaları şöyle;

“O akşam otomatik olarak bir şeyler olduğunu anladık. Benim orada yaptığım ilk şey, anında oradaki arkadaşlarla birlikte harekete geçmek oldu. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, Güvenlik İşleri Genel Müdürü, Personel İşleri Genel Müdürü ve birkaç arkadaşımız daha vardı. Hemen masayı kriz masasına dönüştürdük. O dönem bakanlıkların bulunduğu Başbakanlık binasında kriz merkezi vardı. Hızlı bir şekilde kriz merkezini Çankaya Köşkü’ne aldık. İlk etapta da Çankaya Köşkü’nün güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili talimat verdim. Giriş çıkışlar tamamen kapatıldı. Muhafızlar vardı. Meclis de tek bir duvarla ayrılıyordu ve bir kapı bulunuyordu. Tüm girişlerin kapatılması, içeriye hiç kimsenin alınmaması ve içeriden de hiç kimsenin çıkmasına izin verilmemesi talimatını verdim. Aksi bir davranış ya da girişim olursa vur emrini de ilk başta ben verdim. Tüm sorumluluk bana aitti. Oranın güvenliğini sağladıktan ve kriz merkezini oluşturduktan sonra ilk yaptığımız işlerden biri de tüm illerin, yerel yönetimlerin ve valiliklerin bilgilendirilmesi ile yargının harekete geçirilmesi oldu.

Bizim en büyük şanslarımızdan biri FETÖ ile ilgili arındırma çalışmalarının hem yargıda hem de emniyette önceden yapılmış olmasıydı. En büyük şansımız buydu. Aksi takdirde çok ciddi sıkıntılar yaşayabilirdik. Yargı da harekete geçti, emniyet de harekete geçti. Yerel yönetimler ve valilikler de harekete geçti. Dolayısıyla orada koordinasyonun sağlanması çok önemliydi. Darbecilerin kendi aralarındaki iletişimini engellemek için interneti de çok hızlı bir şekilde kestik. Sonrasında zaten adım adım mücadele başladı. Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın yerlerini tespit ettik. Güvenliklerinin sağlandığından emin olduk. Ondan sonra biraz daha rahatlayarak mücadeleye odaklandık. Tek bir saniyemiz bile olmadı. Hiçbirimizde “Ne olacak?” endişesi yoktu. Mücadele edeceğiz. Gerekirse öleceğiz ama hiçbir şey teslim edilmeyecek düşüncesiyle mücadele anında başladı. Sabaha kadar devam etti. Sonrasında da aylarca sürdü.

Bu olay şöyle bir şey. Bugünden o güne baktığımızda, o gece sabaha kadar bir savaşın içindeydik. Darbeyi başarısız kılmak için mücadele ettik. Ancak darbe başarısız olduktan hemen sonra da bunun bir daha yaşanmaması için yapısal bir çalışmayı başlattık. Hatırlarsanız o dönemde neredeyse tüm devlet kurumlarında yapısal değişikliklere gidildi. İlk etapta ordudan çok ciddi bir arındırma başladı. Başta ordu olmak üzere bütün devlet kurumlarında hem FETÖ’den hem de diğer terör örgütlerinden arındırma çalışmaları yürütüldü. Bu tamamen yasal bir çalışmaydı. Bununla birlikte ordunun yeniden özgüven kazanması için de önemli adımlar atıldı.”

yok

Author: Tolga Çelik